Önce biranın adının nereden geldiğine açıklama arayalım. Bulunduğu yer olan Mezopotamya'da biraya "sikarumuzun" denirmiş. Bu konuda değişik fikirler var. Kimi araştırmacılara göre, bira İbranicede arpa tohumu anlamına gelen "bre" kökünden geliyor. Latince "içmek" anlamına gelen "bibere"den kaynaklanmış olduğu da ileri sürülen görüşlerden. En kabul gören ise, Sakson dilinde arpa sözcüğünün karşılığının "bere" olması. Almanlar ulusal içkileri olan birayı bu kökten almıştır, "biere". Zaten batı dilleri de aynı kökü kullanır. Bir bira cinsi olan ale ise, Vikinglerin biraya verdikleri ad olan "oel" (yani günümüzde da kullanılan oil-akıcı, sıvı) sözcüğünden türemiştir.
Gelelim biranın tarih sayfalarına nasıl girdiğine...
Bir Mısır efsanesine göre bira yapımını öğreten, tarım tanrısı Osiris'tir. Bira, tarihin bilinen ilk alkollü içkisidir. Tarımla aynı tarihe sahiptir, yani 10 bin yıllık bir geçmişi var biranın. Ancak yazılı belgelerde birayla karşılaşmamız MÖ 3500-4000 yılları arasına rastlıyor. İran'da Godin Tepe'de yapılan kazılarda MÖ 3500 yıllarında arpa fermantasyonu yapıldığına dair buluntular var. Bu dönemde Anadolu uygarlıklarında ve Mezopotamya'da da aynı bulgulara rastlanmakta. Her iki bölge de Sümerlerin ticaret kolonisi.
Tahıl ziraati Erken Neolitik çağda başlamış. Tahıllar çeşitli biçimlerde tüketilmişler, kimi filizlenmeye bırakılmış, kimi kavrulmuş, kimi de ezilerek un haline getirilmiş. Hayvan derisinden bir kabın içinde bulamaç yapmak için ezilmiş -arpa suyla yoğruluyor ve pişmesi için kabına kızgın taşlar atılıyor-. Bu, bazı araştırmacılar tarafından bira yapımının başlangıcı olarak sayılıyor. En sağlam dayanakları ise aynı topraklarda, yani Germen ülkelerinden Avusturya’da, 19'uncu yüzyıla kadar taş birası birahanelerinin bu yöntemle bira yapması.
Bira, ünlü Gılgamış Destanı’nda da geçer. Gılgamış, MÖ 3'üncü bin yılın ilk yarısında Mezopotamya’nın güneyindeki Uruk’ta hüküm sürmüş bir kral. Sümer kaynaklarında, tufandan sonra hüküm sürmüş krallar arasında Uruklu Gılgamış'tan da söz edilir. Bu topraklarda bira yaygın bir içki olarak anlatılmıştır.
Hammurabi Yasaları, Sümerlerde yapılan 19 çeşit biraya standart getirmişti. Birahaneler kadınlar tarafından, anadan kıza geçme yoluyla yönetilirdi.
Sümer kayıtlarına göre, yıllık tahıl üretiminin % 40’ı bira üretimine ayrılmıştı. Bira özel işliklerde üretildikten sonra, pişmiş kilden yapılmış testi ya da küplerde korunuyordu. Kaplar kilden yapılmış kapaklarla kapatılıyor ve üretim tarihi yazılarak mühürleniyordu. Bira, meyhanelerde bu testilerle servis ediliyor, kamıştan ya da bakırdan borucuklarla toplu olarak içiliyordu. Ödeme de parayla değil, arpayla yapılırdı. Hammurabi Yasaları, Sümerlerde yapılan 19 çeşit biraya standart getirmişti. Birahaneler kadınlar tarafından, anadan kıza geçme yoluyla yönetilirdi. Müşteriler arasında kadın-erkek ayrımı yoktu. Ancak işletmeciler yönetimin muhbiriydi ve konuşulanları idari amire anlatma zorunlulukları vardı. Ama aynı zamanda tanrıça Ninkasi’nin de koruması altındaydılar.
Destanlar, mitolojik söylenceler geçmişin izlerini ararken önümüze çıkıyor. Yunan mitolojisine göre şarap tanrısı Dionysos, daha önce Anadolu'da bira tanrısıydı.
Bir de bal birası var. MÖ 2000'li yıllarda Babil'de "arı şarabı" denen bal birası çok sevilirdi ve kutlamaların en gözde içkisiydi, bugünkü şampanya gibi... Bir düğünde gelinin babası yeni damada bir ay yetecek miktarda bal birası armağan eder, böylece gelecek torunlar için yatırım yapardı. Bizde cicim ayı denen balayının bu gelenekten doğduğu söylenir.
Yemek pişirmek bir sanattır..
Gelin bu sanata hep beraber ortak olalım ve bu sanatı layığı ile yerine getirip tüm sevdiklerimizin kalbine ulaşalım...Bol tarifli, renkli menülü, mis kokulu, ağız tadımızın kaçmadığı nice paylaşımlara...
23.2.08
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder