Yemek pişirmek bir sanattır..

Gelin bu sanata hep beraber ortak olalım ve bu sanatı layığı ile yerine getirip tüm sevdiklerimizin kalbine ulaşalım...Bol tarifli, renkli menülü, mis kokulu, ağız tadımızın kaçmadığı nice paylaşımlara...

28.7.08

Gıda zehirlenmelerine dikkat!

Gıda zehirlenmeleri, bir mikroorganizma veya toksin ile bulaşmış besinin tüketiminin ardından ishal, bulantı, kusma, karın ağrısı, karında kramplar gibi sindirim sistemini ilgilendiren bulgular ile ortaya çıkıyor.

Yiyecek ve içeceklerin saklanması, hazırlanma ve sunulma aşamalarında uygun sağlık koşullarının olmaması, besin zehirlenmelerinin yaşanmasında önemli faktörleri oluşturuyor.
Sema Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Çaşkurlu, besinlerin hazırlanması sırasında temizlik kurallarına gereken özenin gösterilmemesinin, besin zehirlenmelerine yol açtığını kaydetti.

Besinler veya içecekler infeksiyona yol açan mikroorganizmalarla, toksin maddelerle bulaştıklarında zehirlenmeye neden oluyorlar. Besin zehirlenmelerine çoğunlukla bakteri türü mikroorganizmalar yol açıyor. Bu bakteriler 5–70 C derece arasında, en çokta oda ısısı ve üzerindeki derecelerde çoğalma eğilimi gösteriyorlar. Genellikle 5 C derece ve altındaki derecelerde çoğalamazlar. Bu nedenle yaz aylarında besin zehirlenmelerinin görülme sıklığı artıyor. Bunların yanı sıra nadiren yenilmemesi gereken bir bitki veya hayvanın yenmesi de besin zehirlenmesine sebep olabiliyor.

Dr. Hülya Çaşkurlu süt ve süt ürünleri, kremalı yiyecekler, tavuk mamulleri, mayonezli, yumurtalı yiyecekler, pişirilip uygun koşullarda saklanmayan etler, deniz ürünleri, bozulma riski en yüksek gıdalar arasında yer aldığını ifade etti.

Besin zehirlenmelerinden korunmak için neler yapmak gerekiyor;

• Besinler hazırlanırken yeteri kadar ısıtılmalı.
• Besin pişirildikten sonra bir saat içinde tüketilmeli.
• Yiyecek ve içecekler mümkün olduğunca açıkta bırakılmamalı.
• Sebze ve meyveler bol su ile yıkanmalı.
• Etler iyice pişirilmeli.
• Alışveriş yaparken ürünlerin son kullanma tarihleri kontrol edebilerek alınmalı.
• Konserve alınacaksa kutusu ezik, kapağı şişmiş olmamalı.
• Depolanacak besinler en kısa zamanda soğutulmalı (1 – 1,5 saatten önce) ve saklanacak yerin sıcaklığı 4°C ‘den az olmalı.
• Yiyecekler yeniden ısıtıldığında kaynama noktasına kadar ısıtılmalı.
• Mutfak ve depoların temizliği/uygunluğu sağlanmalı.
• Özellikle toplu yemek veren yerlerdeki aşçılar ve personel eğitilmeli.
• Mikroorganizma bulaşmış yiyeceklerin hemen toplanması için piyasa kontrolü yapılmalı.
• Salgınlar erken tanımlanarak gerekli önlemler alınmalı.

Besin zehirlenmelerinin, ishal, bulantı, kusma ve ateş ile seyrettiğini ifade eden Dr. Çaşkurlu, vücudun enerji açığını kapatmak için şekerli besinler ve yine sıvı gereksinimini karşılamak için bol miktarda sıvı alınması gerekir. Tuzlu krakerler, çorbalar, yoğurt, kola, pirinç lapası gibi yiyecekleri yeme kolaylığı açısından da faydalı olabilir dedi.

Ev koşullarında, ağızdan sıvı alınamıyorsa, elektrolitler kusma ve mide bulantısı nedeniyle yerine konamıyorsa, ishal uzadıysa ve ateş yükseldiyse, hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.

7.7.08

‘Terliyken de su için’

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Karaoğlu, sıcakların en etkili olduğu temmuz, ağustos ve eylül aylarında sıvı kaybının neden olduğu tehlikelerin göz ardı edilmemesi gerektiğini bildirdi.

Sıcak havalara bağlı olarak vücuttan çıkan terin, potasyum ve sodyum gibi vücuda faydalı mineralleri de beraberinde götürdüğünü ifade eden Karaoğlu, ter ile birlikte sıvı kaybeden vücudun kalp ve damar sisteminin zorlandığını, bedenin iç ısısını güvenli bir seviyede korumasının imkansız hale geldiğini vurguladı.

Bu olumsuzlukların sıcak havalarda yapılan sportif faaliyetlerinde daha fazla ortaya çıktığını belirten Karaoğlu, şu bilgileri verdi:
“Vücuttaki sıvı kaybı, fiziksel performansı negatif olarak etkiliyor. Sıcak havalarda yapılan sportif faaliyetler sırasında yaşanan sıvı kaybı, çabuk yorulma, kramp ve bacak ağrıları, sinirlilik ve mide bulantıları gibi sorunlara yol açıyor. Bu negatif etki sadece sporda değil, aktif yaşamda da gözle görülür performans düşüklüğü yaratıyor. Bu nedenle sıcak havalarda, özellikle de sportif aktiviteler sırasında bol sıvı alınmalıdır. Sıvı alınarak, daha fazla enerji, güç ve dayanıklılık, daha serin bir vücut, daha uzun ve yüksek performans, sonraki aktivite için vücudun daha çabuk toparlanması sağlanabilir.”

“TERLİYKEN DE SU İÇİN”
Spor öncesi sıvı alınmamasının, spor sırasında çok susamaya yol açtığını, bunun sonucunda da gereğinden fazla su içme isteği doğduğunu kaydeden Karaoğlu, vücudun gereksiniminden fazla sıvı alınmasının da doğru olmadığına dikkati çekti. Karaoğlu, şöyle devam etti:
“Spor yaparken sıvı alınmaması ve terliyken su içilmemesi gerektiği düşüncesi, oldukça yanlış bir inanıştır. Spor öncesi sıvı alınmaması, spor sırasında çok susamaya yol açmakta, gereğinden çok su içme isteği doğmaktadır. Doğru sıvı alımı, az miktarlarda ancak sık sık içilerek yapılır. Eğer aldığınız sıvı serin olursa, içmek daha zevkli gelir. Vücut saatte 1 litre kadar suyu absorbe edebilir ki, bu miktar aşırı aktivitelerde kaybedilen sudan azdır. Yani ‘terli terli su içilmez’ gibi bir mantık yanlıştır. Sıvı kaybının neden olduğu olumsuzlukların önüne geçilmesi için terliyken de su içilmelidir. Suyla beraber vücudun kaybettiği elektrolit ve enerjiyi de yerine koyacak türde maddelerin alımı çok daha faydalıdır. Bu amaçla bir miktar tuzlu ayran veya şekerli içecekler kullanılabileceği gibi, oranı ve miktarları bilimsel verilerle ayarlanmış çeşitli elektrolit tuzlar, şekerli ve vitamin katkılı hazır sporcu içecekleri kullanmak daha da olumlu sonuç verir.”

Sıvı kaybı belirtileri yaşayan insanların faaliyetlerini durdurması, serin ve gölge bir yerde dinlenmesi, sıvı alması ve kıyafetlerini rahatlatması gerektiğini ifade eden Karaoğlu, “sıvı kaybına karşı üç kural unutulmamalıdır: Terleme ile kaybedilenlerin geri kazanılabilmesi için spor öncesinde, esnasında ve sonrasında sıvı alınmalı, doğru sıvılar tercih edilmeli, sıvı almak spor yaparken izlenilmesi gereken temel bir sağlık ve emniyet kuralı olarak algılanmalıdır” diye konuştu.

Temel besin maddelerini nasıl saklamalı?

Sağlıklı besine ulaşmak önce alışveriş, sonra depolama, saklama, sonra hazırlık, pişirme ve servis basamaklarını kapsar. Genelde dışarıda yemek yerken bu konularla ilgili daha fazla hassasiyet gösteririz, temiz ve güvendiğimiz yerlerde yemek yeriz ve evdeki mutfağın hep daha güvenli olduğunu düşünürüz. Eğer dikkatli olmazsanız ev mutfağınızda da bazı tehlikeler olabilir.

Rahatsızlığın teşhisini koymak güç

Özellikle hava ısınmaya başladığında depolama özelliklerine çok dikkat etmeniz gerekir. Çünkü hiç farkında olmadan özellikle evde çocuk ve yaşlı bireyler var ise tüm ailenin sağlığını tehlikeye atabilirsiniz. Besin kaynaklı hastalıkların teşhisini koymak oldukça güçtür. Yorgunluk, üşüme, hafif ateşlenme, baş dönmesi, baş ağrısı, mide bozukluğu, ishal hatta ölüm gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu şikâyetler bakterilerin üremesi sonucu ortaya çıkar.
Bakteriler yaşamak için besine, neme ve sıcaklığa ihtiyaç duyarlar. Proteinli ortamlarda ise oldukça güçlenirler. Bu sebeple, mutfaklar bakteri üremesi için en uygun ortamlardır. Bakterilerin üremeleri için besin, sıcaklık ve nem yeterlidir. Oda sıcaklığında 24 saat içinde sayıları trilyonlara ulaşabilir. 57 derecenin üzerinde ölürler. 10 derecenin altında üremeleri durur. Bu sebeple besini iyice pişirmek veya soğuk ortamda saklamak en doğrusudur. Dondurmak bakteriyi öldürmez, bu sebeple riskli bir besini dondurmamak gerekir.

Aşağıda bazı besin maddelerini nerede saklayabileceğinizin bir listesi var. Bu besinler mutfakta en sık kullanılan ve marketten hazır olarak alıp kolay ve hızlı yemek hazırlayabileceğiniz türde . Mümkün olduğunca bu malzemeleri taze satın alın ve farklı çeşitlerini de deneyin ( az yağlı, tuzlu, tuzsuz, kepekli gibi).

Mutfak rafınızda...
Baharatlar
Bitkisel yağ
Zeytin
Bulgur veya arpa
Fasulye (kuru veya konserve)
Hardal
Her türlü un (tam veya beyaz)
Kabartma tozu
Kahverengi şeker
Kepekli veya karışık tahıllı ekmek
Ketçap
Konserve ton veya somon balığı(suda)
Kuru meyve
Kuskus
Makarna
Makarna sosu
Yağsız süt tozu
Mısır unu
Pirinç (beyaz veya kahverengi)
Salata sosları
Salsa sosu
Sebze çorbası
Şeker
Sirke
Tam veya karışık kahvaltılık tahıllar
Tavuk veya et suyu tabletleri

Buzdolabınızda...
Dilimlenmiş ve tütsülenmiş etler
Elma
Limon suyu
Meyve konservesi
Parmesan peyniri
Patates
Peynir
Portakal
Sarımsak ezmesi
Soğan
Süt
Tortilla
Yoğurt
Yumurta

Derin dondurucunuzda...
Dondurulmuş balık
Dondurulmuş sebze
Dondurulmuş soğan (kesilmiş)
Meyve suyu konsantresi
Tavuk göğüs eti
Yağsız daha kıyma
Dondurulmuş balık
Dondurulmuş sebze
Dondurulmuş soğan (kesilmiş)
Dondurma

Aroma özü tam olarak ne demektir?
Aroma özü farklı yiyecek ve bitkilerden elde edilen konsantre aroma maddesidir. Bazıları meyveler, çekirdekler ya da yaprakların distile edilmesiyle elde edilir; anason, vanilya, nane ve badem özleri bu yolla yapılır. Çok konsantre halde olduklarından yalnızca birkaç damla kullanılmalıdır. Et, tavuk eti ve sebze özleri pişirme suları kaynatılıp konsantre edilerek hazırlanır.