Yemek pişirmek bir sanattır..

Gelin bu sanata hep beraber ortak olalım ve bu sanatı layığı ile yerine getirip tüm sevdiklerimizin kalbine ulaşalım...Bol tarifli, renkli menülü, mis kokulu, ağız tadımızın kaçmadığı nice paylaşımlara...

13.2.08

İlginç şampanya öyküleri

XIV. LOİS’İN ŞAMPANYALI BALOLARI

Güneş Kral olarak da bilinen [ve kardeşinin başına demir bir maske lehimleterek hapsettirdiği söylenen] Fransa Kralı XIV. Louis (1638-1715) ve metresi Madam de Maintenon’un düzenledikleri ihtişamlı balolarda şampanya sunulması, köpüklü şarabın Paris’te bir moda haline gelmesine önayak olur. Şampanya özellikle kadınlar arasında çok popülerdir, çünkü diğer şarapların aksine “şampanya ile sarhoş olunduğunda yanaklar kızarmaz.” Reims’in ünlü şarap yapımcısı Canon Godinot, 1718’de yazdığı Manière de Cultiver la Vigne et de Faire le Vin de Champagne (Champagne’da Üzüm Yetiştirilmesi ve Şarap Yapımı Yöntemi) adlı kitapta "üretiminin yirminci yılı sonunda Fransız halkı şampanyayı sevdi ve arar oldu" diye yazar.

İLK ÜRETİCİ RUİNART

Champagne’da ilk köpüklü şarap üreticisi firma Ruinart’dır. Bu firmanın sahipleri kendilerini izleyen pek çok şampanya yapımcısı gibi aslında tekstilcidirler, müşterilerine şampanya hediye etmekle başlayan bir süreç sonunda 1729’da şampanya üretimi ana işleri haline gelir. Voltaire’in 1737’de Épernay’yi ziyaretinden sonra şampanya hakkında yazdığı olumlu yazılar bu şarabı Fransa’nın her köşesinde aranır hale getirir. Talebin artmasıyla Ruinart’ı, 1734’de Taittinger, 1743’de Moët, 1760’da Roederer, 1772’de Clicquot ve 1785’de Heidsieck izler. Şampanyanın vinifikasyonu ve satışında giderek Almanlar ağırlık kazanmaya başlar. Şarap yapımcısı ya da satıcısı olarak işe başlayan Alman aileler zamanla kendi şampanya evlerini kurarlar.

MOET’LE ŞAMPANYANIN YILDIZI PARLIYOR

D’Estrées 1785’de ölünce, Brulant ailesinin bağları ve Sillery Markisi ünvanı miras yoluyla aileye uzaktan akraba olan Genlis Kontu’na kalır. Yeni marki Fransız devrimi sırasında giyotine gönderilince, daha sonra İmparator Napoleon Bonaparte’ın (1769-1821) hocası olacak markinin dul eşi, Brulant bağlarını o dönemde Épernay valisi olan Jean-Rémy Moët’ye satar. Moët’nin kıymetli Sillery şarapları yerine köpüklü şarap yapımına yoğunlaşması şampanyanın giderek parlayan yıldızını göstermesi açısından ilginç bir karardır.
Bu dönemde hem üretimi zahmetli olduğundan, hem de çok sayıda şişenin patlamasından dolayı maliyeti artan şampanya zengin sınıfın içkisidir. Onca para dökülerek alınan şişeler açıldığında, ince köpüklü zarif bir şarap yerine, oeil de crapauds (kurbağa gözleri) denilen dev hava kabarcıklarıyla dolu bayat bir şarapla karşılaşmak da sıkça başa gelen bir durumdur üstelik. Ancak Moët, iyi yapılmış şampanyanın müşterisinin çok olduğunu farkeder ve ağırlıklı biçimde şampanya yapımıyla uğraşmaya başlar.

AVRAPA SARAYLARININ BAŞ TACI

Champagne’da kırmızı şarap üretiminin bütün hızıyla devam etmesine rağmen, onsekizinci yüzyılda şampanya Avrupa’nın tüm saraylarında baştacı edilir. Fransa tarihinin önemli kadınlarından olan Kral XV. Louis’nin metresi Jeanne-Antoinette Poisson (Madame de Pompadour, 1721-1764) şampanya için “sarhoşluğu bile kadının güzelliğini alıp götürmeyen tek içki” der. Prusya Kralı Frederick Wilhelm, Berlin Üniversitesine şampanyanın niye köpürdüğünü araştırmasını emreder ancak üniversiteye incelenmesi için bir şişe şampanya bile göndermeye kıyamaz. Rusya Çariçesi Büyük Katarina şampanyayı yatağına aldığı genç subayların istek ve heyecanlarını arttırmak için kullanır.

ŞAMPANYANIN DAYANILMAZ CAZİBESİ

Şampanya o denli büyük bir cazibe objesi haline gelir ki, soylular bile dayanamaz şampanya ile bir şekilde ilişkilendirilerek ölümsüz kılınmaya. Mesela, bugün bile kullanılan kasemsi yayvan şampanya kadehleri, daha sonra Kral XVI. Louis’nin karısı ve Fransa Kraliçesi olacak olan Marie-Antoinette'in göğüslerinin (1755-1793) Sevres seramik fabrikasında alınan alçı modelleri kullanılarak yapılmıştır. Üstelik Marie-Antoinette ölçüsünün alınmasına izin verdiğinde sıradan birisi değildir, Kutsal Roma İmparatoru Birinci Francis ile Avusturya-Macaristan Kraliçesi Maria Theresa’nın en küçük kızları olarak bir prensestir o dönemde. Heidsieck bu kadehler şerefine Marie-Antoinette adında bir şampanya üretir ve kraliçeye sunar. Kaderin cilvesi olsa gerek, XVI. Louis ve Marie-Antoinette giyotine götürülmeden önce son arzuları, son kez başbaşa içtikleri bir şişe Heidsieck’tir.

ZAFER KAZANDIĞINDA ŞAMPANYAYI HAKEDERSİN

İmparator Napoleon Bonaparte’ın iktidara gelmesiyle Champagne eski ihtişamlı günlerine bir nebze de olsa geri döner. Napoleon, Paris’ten Prusya ve Avusturya cephelerine yaptığı yolculuklar sırasında, iyi dostu olan vali Moët’nin kendisi ve ailesi için Épernay’de özel olarak yaptırdığı tavernada konaklar ve bol bol şampanya içer. Bu tavernada beraber şampanya içtikleri bir akşam, Napoleon Moët’ye şöyle der “Zafer kazandığında şampanyayı hakedersin. Mağlup olduğunda zaten şampanyaya ihtiyacın olur.”

ŞAMPANYAYI DÜNYAYA YAYAN KADIN

Dom Pérignon’un mükemmelliyetçiliği şampanyayı saraylara sokmayı başarmış olsa da, şampanyayı dünya çapında bir şarap yapan Avrupa tarihine “dul” (veuve) lakabıyla geçen azimli bir kadındır. 1805’de henüz 27 yaşında iken kucağındaki bebekle dul kalan Nicole-Barbe Clicquot-Ponsardin’dir bu kadın. Clicquot şampanya üretimini endüstrileştirerek kocasının küçük şaraphanesinden dünyanın en tanınan sarı etiketlerini taşıyan şampanyaları yapan ve pazarlayan bir büyük marka (Grande Marque) yaratmıştır.

Clicquot’nun en önemli müşterileri ne paralarına el konan Fransız asiller ne de o sıralar Madeira ve Porto şarabından başka birşey düşünebilen İngilizlerdir. Şampanyayı ayakta tutan Ruslardır. Clicquot’nun zamanında Rusya’da yaratılan şampanya pazarı hacmine bugüne kadar tekrar erişilememiştir.

Clicquot’nun en büyük şanslarından birisi Louis Böhne’nin onun için çalışıyor olmasıdır. Mösyö Böhne, önce İngiltere sonra Prusya pazarlarına açılmayı dener ancak oralarda çok başarılı olamaz. Daha sonra Rusya’ya geçer. 1806’da St. Petersburg’dan Clicquot’ya yazdığı mektupta “Çariçe hamile” der, “eğer bir erkek evlat doğurursa burada şampanya su gibi akacak. Lütfen bu durumdan kimseye bahsetmeyin, rakiplerimiz bu potansiyeli farkedip Rusya’ya doluşmasınlar.”

BUGÜN İÇERLER YARIN ÖDERLER

Madam Clicquot, şaraphanesinin altındaki dev mahzenleri Ruslara açar. Ruslar müptelası olurlar şampanyanın, o kadar ki Antoine de Muller bir gün endişe içinde Cliquot’ya “Madam” der, “bir kuruş vermeden neredeyse bütün şampanya stoğumuzu içecek bu Ruslar.” Clicquot soğukkanlı yanıt verir “Önemli değil, sevgili Antoine... Bugün içerler, yarın öderler.” Ruslar 1815 mayısında bölgeden çekilmeye başlarlar.

JARTİYERDE TAŞIMA KOLAYLIĞI
Joie de vivre (yaşam keyfi) felsefesinin hakim olduğu doksanlı yılların Belle Époque Paris’inde şampanya satışlarında bir patlama gözlenir. Soirée denilen çılgın gece partilerini şampanyasız düşünmek mümkün değilir. Dönemin en gözde ritüeli bir soylunun kılıcıyla tek bir hareketle şampanya şişesinin boynunu keserek şişeyi açmasıdır (sabrage). İşin tuhafı o dönemde şampanya Marie-Antoinette tipi kase kadehlerden bir kamış yardımıyla içilir. Ta ki, “la Jarretière” marka şampanya Paris’i avucunun içine alana kadar… Ünlü Maxims ve Folies Bergères dönemin en gözde eğlence yerleridir ve aktrislerin ayakkabılarından şampanya içmek de o devirde moda olur. La Jarretière, bu kulüplerde müşterilere kan kan dansçılarının jartiyerlerinde taşıdıkları kadehlerle ikram edilir. Flûte denilen bu kadehler, jartiyerde taşıma kolaylığı sağlaması için ince ve uzun üretilirler. Bugün en sık kullanılan flüt şampanya kadehlerinin öyküsü de böyle başlar. 1900’lara gelindiğinde şampanya satışları yılda 30 milyon şişeye ulaşır.

CHURCHİLL'İN ŞAMPANYA VE ODETTE TUTKUSU

Kahvaltıda bile şampanya içmesiyle tanınır Sir Churchill. İkinci Dünya Savaşının hemen öncesinde Times gazetesinden bir muhabir neden kahvaltıda şampanya içtiğini sorunda, şaşkınlıkla “herkes içmiyor mu?” (‘Doesn’t everyone?’) diye sorar. Bir söyleşide de şöyle der: “Günde bir şişe şampanya içersem gayet mutlu olurum ama Clementine [Churchill’in eşi] mutsuz olur. Yarım şişe içmek beni mutlu etmez ama Clementine’i mutlu eder. Ne yapalım, ben de hergün bir imperial pint [0.57 litre] şampanya içiyorum.”

Churchill 1945’de Ateşkes Günü kutlamalarına katılmak için geldiği Paris’te, İngiliz Elçiliğinde verilen davette Odette Pol-Roger ile tanışır. Pol Roger şampanyalarının 40 yıldır hayranı olan Churchill, bu şampanya hakkında “ben kolayca tatmin olurum…” der, “varolanın en iyisiyle…” O gün öğle yemeğinde, 1928 Pol Roger servis edilir.

Churchill, Odette’in güzelliği ve zerafetinden de aynı derece etkilenmiştir ve bu tanışma Churchill’in 1965’teki ölümüne kadar sürecek bir dostluğun, Clementine Churchill’in bile eğlenceli bulduğu platonik bir flörtün başlangıcı olur. Paris’i her ziyaret ettiğinde Odette Pol-Roger de Churchill onuruna düzenlenen akşam yemeklerine katılır. 1947’de Paris’teki İngiliz elçisinin veda partisinde Churchill balo salonuna kırmızı saten elbisesiyle gözleri kamaştıran Odette’in kolunda girer.

1946’dan başlayarak Churchill’in her doğum gününde Odette ona bir kasa şampanya gönderir, 1953 yılında stoklar tükenene dek gönderdiği şampanya 1928 Pol Roger’dır. O tarihten sonra da her yıl en iyi şampanyalarından bir kasa göndermeye devam eder, 1965 yılında gönderdiği son rekolte 1934 olacaktır.

Churchill, Odette’e anılarının bir kopyasını gönderdiğinde, kitabın ilk sayfasına el yazısıyla şu notu düşer: "Cuvée de Reserve / Mise en bouteille au chateau Chartwell [Churchill’in kentteki saray yavrusu evi]." Bir mektubunda "Beni Epernay’ye davet et," der Churchill "ve izin ver tüm üzümleri ayaklarımla çiğneyeyim." Ancak Churchill bir türlü Champagne’yı ziyaret edemez ama 1952’de Black Prince derbisini kazanan atının adı Odette Pol-Roger’dır.

Churchill 1965’te öldüğünde, Odette St. Paul Katedralindeki resmi cenaze törenine katılmasına izin verilen bir avuç yakın dostundan biridir. O günden sonra tüm Pol Roger etiketleri siyah bir çerçeve içinde basılır.

HİTLER’İN ACILI DOĞUMGÜNÜ

“[20 Nisan 1945’de] Adolf Hitler’in 55. yaşgününde şampanya servisi yapılmadı. Ancak o gün savaşı kaybettiğimizi anladım” der Hermann Göring tutuklandıktan sonra. Hitler, doğum gününden 10 gün sonra metresi Eva von Braun ile birlikte Berlin kanalizasyon sisteminin altındaki gizli sığınağında intihar eder.

NE ZAMAN ŞAMPANYA İÇERSİNİZ?

Champagne’nın ünlü kadınlarından bir diğeri, Lily Bollinger, 1961 yılında yapılan bir söyleşi sırasında "Ne zaman şampanya içersiniz?" diye soran gazeteciye şöyle cevap verir: "Şampanyayı yalnızca sevinçli ya da üzüntü olduğum zaman içerim. Bazen tek başıma olduğumda da içtiğim olur. Eğer bir konuğum varsa şampanya içmeyi bir zorunluluk arzederim. Karnım toksa hafif hafif yudumlarım şampanyayı, açsam içerim. Onun dışında şampanyaya dokunmam –susamadıysam tabii.”

MARİLY MONROE’NİN ŞAMPANYA BANYOSU

Marilyn Monroe bir defasında 350 şişe şampanya ile doldurulan bir küvette banyo yapmıştır. Bu da, kimyacı Bill Lembeck’in çalışmalarına dayanılarak hesaplandığında, yaklaşık 17,150,000,000 hava kabarcığı demektir.

Hiç yorum yok: