ugut: Kendinden içki yapılan bir çeşit hamur adıdır. Şöyle ki: Birçok ilaçlar bir araya toplanarak ıslatılır, arpa unu ile karıştırılır; meydana gelen hamur fındık büyüklüğünde kesilerek topalaklar haline konur ve kurutulur. Bundan sonra arpa ile buğday pişirilir, hamur iyice ezilir, fındık tanesi büyüklüğünde olan her yuvarlak üzerine pişmiş buğday dökülür. Bundan sonra bu buğdayla hamur temiz bir seye sarılarak olgunlaşması için üç gün bir yere bırakılır. Üçüncü gün küpe doldurulur, daha iyi olgunlaşması için on gün de küpte bırakılır. On gün sonra üzerine su dökülür, süzülerek bir içki elde edilir. İşte "buğday içkisi" budur.
asıç: Tencere. Şu savda da gelmiştir:
"Tencere der: Dibim altın, kepçe der: Ben nerdeyim?"
Bu sav, kendinin kim olduğunu tanıyanların yanında kasalan
kimse için söylenir.
üğür: Darı. Bu kelime, Oğuzlardan başka bütün Türk ulusları tarafından kullanılır; bunu Oğuzlar bilmezler.
yağ üğüri = susam. Oğuzca
idiş: Kadeh. Yağma, Toxsı, Yemek, Oğuz, Argu dillerinde tas, bardak, kap tencere gibi her şeye "idiş" denir.
oluk: Oluk, ağaç kütüğünden yemlik gibi oyularak içerisinde şıra soğutulan, hayvan sulanan yalak.
ebek: çocuk dilinde ekmeğin adı
atan yüki aş bolsa açka az körünür = iğdiş edilmiş devenin yükü yemek olsa aç kimseye az görünür
aç ne yemes. Tok ne temes - aç ne yemez, tok ne demez (Aç, önüne konan yemeği yer, bırakmaz; tok olan, aç kimseye neler demez)
arı: Türkler bu adı balı yapana verirler. Çiğil Türkleri bal'a arı yağı derler.
oru: Şalgam, buğday ve buna benzer şeyleri saklamak için kazılan çukur.
uwa: Bir yemek adıdır: Pirinç pişirildikten sonra soğuk suya konur; sonra suyu süzülerek içerisine şeker atılır, soğukluk olmak üzere yenir.
ıwrık: İbrik. (İbriğin başı kaz boynu gibi dikilmiş, kase göz gibi dolmuş. Kaygıyı gömelim, gece gündüz sevinelim)
aşlık: Aşevi, mutfak. Oğuzlar buğdaya aşlık derler.
ingliç: Kebapla yenir, sarımsağa benzer bir dağ otu
izdenğ: Balık avlanan bir çeşit ağ: Yaş ağaç çubukları suyun içine dizilir, çayın ortasinda bir kapı bırakılır, ağ kapının ağzına konur. abalıklar ağa girer girmez hemen çıkarılır.
uxak: Kaysı sikilarak elde edilen suyu. Bundan şerbet yapılır.
ügre:Tutmaca benzer şehriye çorbası; tutmaç daha sulu olur.
uglı: Kaşgarda yetişir beyaz ve tatlı bir havuç
itegüL Degirmen tasi uzerine konulan agac parcasi ki unun biraz kalin olmasi istenirse tas, bununla biraz yukari kaldirilir, ince olmasi istenirse asagi indirilir.
argağ: Balık avlamak için kullanilan ucu egri demir, olta
ırgağ: Donmuş olan buzu buzluğa çekip getirmek için kullanılan kanca
adaklık: Üzüm bağlarında çardak ayakları yapmak için kullanılan ağaç
urugluk buğday = tohumluk için saklanan buğday. Tohumluk icin saklanan başka seylere de boyle denir.
ol manğa aş aşattı = o, bana yemek yedirdi. Bu kelimeyi Türklerin çoğu Hanların ve büyüklerin yemeklerinde kullanırlar. Oğuzlar her yemek için böyle söylerler.
suw içürmesge süt ber = su içirmiyene süt ver
ısrındı: Bu kelime, karnabahar ve karnabahara benzer şeyler üzerine iyice pişmeden soğuk su konursa artık pişmiyerek çiy kalması, sinirsek olması halinde söylenir
"Gençleri çalıştırarak, meyva toplatarak, kolan ve geyik avlatarak bayram yapıp avunalım" (Bir geztintiyi anlatarak diyor ki: Gencleri meyva toplamakta, agac silkmekte, yaban hayvanlari avlamakta kullanalim; gunlerce sevinc yaparak vakit gecirelim)
"Konuk sana uğrıyarak, isterse ona azıklık ver; konuklar, konuklukta rahatsız olurlarsa ilenirler" (Sana bir konuk gelip bir şey istese, azık dilese, ona ver; çünkü konuk, çıkarılan yemeği iyi bulmazsa sahibine lanet eder)
çinüştürük: er kagunsadı, er çinüştürüksedi gibi ki "adamın canı kavun istedi" "adamın canı çinüştürük istedi" demektir. "Çinüştürük" turfanda olarak Çinde yetişen - fındık büyüklüğünde - bir yemiştir.
top: Buğday su ile kaynatılır, arpa hamuru ile yuğrularak bir keçeye sarılır, sıcak bir yere bırakılır, erdikten sonra yenir.
çöp: Tutmaç parçası. Kesilmiş tutmaç ve erişte parçalarına da böyle denir
çür çür: Süt sağılırken kapta çıkardığı sesi anlatır. Herhangi bir akar, ses çıkardığı zaman da böyle denir.
sış: Şiş. Tutmaç dedikleri yemeği dizmek için kullanılan nesneye de sış derler.
mün: Çorba. Kaşgarlı Mahmud der ki: Ben Yağma ülkesinde işittim, "çorba getir" diyecek yerde "mün keldür" derler ve şehriye çorbası getirirler. Bu sözden onu anlarlar.
kürt kürt: at arpanı kürt kürt yedi - at arpaı kütür kütür yedi". Hıyar ve hıyara benzer şeyleri ses çıkartarak yiyen kimse için de böyle denir.
sogut: Pirinç, et ve baharatla doldurulmus bağırsak yemeği, bumbar dolması
kurut: Keş, yağı alınmış yoğurttan yapılan lor peyniri, çökelek
kepit: İçki içilen yer, meyhane
tokuç: Çörek. Bu kelime "tok er" sözunden alınmıştır, "tok adam" demektir; çörek insanı doyurduğu için böyle denilmiştir.
tiküç" Ekmekçilerin ekmek üzerine nakış yapmak için kullandıkları nesne, kuş yeleği
sıgır: Hanların halk ile beraber yaptıklrı bir çeşit av. Öyle ki, Hanın adamları ormanlara ve kırlara dağılırlar, yaban hayvanlarını önlerine katarak Hanın olduğu yere doğru sürerler; o, yorulmaksızın bulunduğu yerden önüne çıkan hayvanları vurur. Sürgün avı.
kımız: Kımız. Kısrak südü tulumda bekletilerek ekşitilir, sonra içilir
suruş: Buğday başaklarındaki daneler sertleşmeden önce, başak alevde ütülür, sonra döğülerek yenir; firik, ütme.
sögüş: kebap etmeğe yarar oğlak, yahut kuzu, Oğuzca
boşuğ:konuğa hazırlanan yemeğe denirken, sonradan yemeğin altına konulan sofra anlamına kaymıştır.
tarığ: Bütün Türklerce "buğday"; yalnız Oğuzlarca "darı". Onlar buğdaya aşlık derler.
balık: Balık. balık suwda közi taştın = balık suda, gözü dışarıda. Bu sav, bir şeyin içerisinde bulunup ta bilmiyormuş gibi görünen insan için kullanılir.
Yemek pişirmek bir sanattır..
Gelin bu sanata hep beraber ortak olalım ve bu sanatı layığı ile yerine getirip tüm sevdiklerimizin kalbine ulaşalım...Bol tarifli, renkli menülü, mis kokulu, ağız tadımızın kaçmadığı nice paylaşımlara...
4.2.08
Eski sözlüklerde Türk Yemek ve Yiyeceklerle İlgili Maddeler
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder